Bize Ulaşın



Emlak Haberleri

    Umut Durbakayım kimdir?

    Teknik Yapı Başkan yardımcısı ve Betofiber Yönetim Kurulu Başkanı Umut Durbakayım kimdir?

    Teknik Yapı Başkan yardımcısı ve Betofiber Yönetim Kurulu Başkanı Umut Durbakayım, inşaat mühendisi olarak hayata gözlerini açtı. İnşaat sahaları oyun bahçesi, çivi ve demirler hem oyuncağı hem de ticari hayatındaki ilk malzemeleriydi. Kadıköy’ün en saygın müteahhitlerinden biri olan baba Nazmi Durbakayım’ın hem oğlu, hem öğrencisi hem de veliahttı olan Umut Durbakayım, hem alaylı hem de mektepli olarak içine girdiği inşaat dünyasında kendini kabul ettirmek için hiç zorlanmadı. Babasından aldığı kültür ve yöneticiliği, birlikte tuğla ördüğü ustaların mütevazılıği ve ekip ruhuyla harmonize ederek kendi müteahhit kimliğini oluşturdu. Ve arkasında Durbakayım ismi olan Teknik Yapı ruhunu, çocuklarına ve çalışma arkadaşlarına aktararak merdivenleri çıkmaya devam ediyor.

    Doğma büyüme Erenköylü olan Umut Durbakayım, ‘inşaatçı aile’ çatısında alaylı ve mektepli kimliğiyle yer alıyor. İlkokul sıralarında baba Nazmi Durbakayım’ın şantiyelerinde çivi düzeltme işiyle inşaat sektörüne giren Durbakayım, eğitim döneminin çeşitli safhalarında duvar örme ve harç karmaya kadar her çeşit işi yaptı. Üniversite yıllarında ise yine Teknik Yapı şantiyelerinde formen, tekniker ve proje yöneticiliği yaptı. Teorik eğitim için Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümü’nü okudu. 1998 yılında İTÜ’den mezun olduktan sonra kısa dönem işletme programı almak ve eğitimini devam ettirmek için Amerika’ya gitti. İşlerin yoğunluğundan dolayı 1999’da İstanbul’a geri döndü ve Teknik Yapı’da profesyonel yöneticiliğe başladı. Bu dönemin ilk dört senesinde şantiyelerde çalıştı. Daha sonra işlerin büyümesiyle birlikte saha yöneticiliğinden kurumsal yöneticiliğe geçiş yaptı.

    Yöneticiliğinin ilk yıllarında faaliyet gösterilen sektör yelpazesini açan Umut Durbakayım, Teknik Yapı’nın faaliyet gösterdiği inşaat sektörü ile birlikte gayrimenkul geliştirme, turizm, sağlık ve gıda alanlarında kurduğu şirketleri kurumsallaşmanın ilk adımı olarak Teknik Holding çatısı altında topladı. Son altı ayda özellikle Avrupa ve Rusya’dan işbirliği tekliflerini inceleyen ve yurtdışı projelere ağırlık veren Umut Durbakayım, uygun yer ve zamanda yurtdışına açılmayı hedefliyor. Hem alaylı ve hem de mektepli olmanın faydaları

    Umut Durbakayım, 1975 Yılında Üsküdar Zeynep Kamil Hastanesi’nde dünyaya geldi. Selma ve Nazmi Durbakayım çiftinin ilk çocuğu olan Umut Durbakayım’ın Esra isminde bir de kız kardeşi var. Umut Durbakayım, doğma büyüme Erenköylü bir ailenin çocuğudur. Babası Nazmi Durbakayım, annesi Selma Durbakayım’dır. Umut Durbakayım’ın tek kardeşi vardır; kız kardeşi Esra (Durbakayım) Gür.

    Anaokulunda çok yaramaz olan Umut Durbakayım, her seferinde okulda kalmak istemez ve eve gitmek isterdi. Dolayısıyla anaokulu hayatı olmadı. İlkokula, 1981’de Göztepe’de Çiftehavuzlar 50.Yıl İlkokulu’nda başladı. 5 yıllık ilkokul hayatının ardından Semiha Şakir Özel Deneme Lisesi’ne başladı. Vakıf okullarının açıldığı ilk yıl olan 1986’da ortaokul hayatına başladı.

    Babasının eğitim hayatımda çok büyük rolü oldu. Çünkü babası gördüğü sayılı zeki insanlardan birisidir. Ezbere dayalı öğrenmeye karşıdır ve anlayarak öğretir. Birçok arkadaşı gibi okul döneminde özel ders aldı ama en iyi öğretmeni babası oldu. Babası okuldaki öğretmenleri kadar matematik ve fizik bilgisine sahipti. Mesela fizikteki eğik atış veya yüksekten düşüş gibi olayları, Bodrum Belediyesi’nin bahçesinde beklerken günlük hayattan örnekler vererek öğretti. Bu eğitimi nedeniyle lisede matematik ödülü aldı. Ama yabancı dil dersleri kötüydü. Buna rağmen matematik ve fizik dersleri iyi olduğu için yabancı dil dersinden hep geçti.

    Liseyi de aynı okulda bitirdikten sonra 1993 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde üniversite hayatına başladı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. Üniversite hayatı boyunca sınav dönemlerinde eve kapanırdı. Özellikle Yıldız Teknik Üniversitesi’nin İnşaat bölümünün diğer üniversitelere göre çok ağırdı. O dönemde üniversiteler arasında ders alma imkânı olduğundan dolayı, üç yıl boyunca veremediği Çelik Yapılar dersini İstanbul Teknik Üniversitesi’nden alarak üniversiteyi bitirebildi. Mühendislik fakültesinde fazla bir sosyal yaşantısı olmadı. Genelde lise arkadaşlarıyla görüşmesine rağmen, halen en yakın olduğu bir iki arkadaşıyla üniversite yıllarında tanıştı. Üniversiteyi 5 yılda bitiren Umut Durbakayım’ın eğitimini aksatmasının en büyük nedeni kayak sporuna olan merakıydı. Kayak sporu nedeniyle üniversite 2. sınıfta birçok dersini takip edememesinden dolayı üniversite yaşamını bir yıl uzattı. Yalana ikinci bir şans yok Umut Durbakayım için yalan söylemek en büyük suçlardan birisidir ve yalan söyleyene ikinci bir şans vermez. Buna paralel olarak insanların hakkının yenmemesine özen gösteren Durbakayım “Yapılan iyilik bir gün bizi bulacaktır, yapılacak kötülük gibi” fikrini savunarak dünyanın bir terazi dengesine sahip olduğunu savunur. Oğulları Umutcan ve Can’a da bu düşünceleri aktarmaya çalışan Umut Durbakayım için doğruluk, dürüstlük, ailesine sahip çıkmak gibi düşünceler insanı insan yapan temel değerlerdir.

    İşi eve taşımıyor, çünkü müteahhitlik geni taşıyor

    Temmuz 2000’de bir arkadaş partisinde tanıştığı eşi Armağan Hanım ile kısa bir flört dönemi yaşadıktan sonra Mayıs 2001’de evlenen Genç Umut Bey’in üçüncü nesil Durbakayım bireyi olan Umutcan’a ‘hoş geldin’ demesi Temmuz 2003’te olur. Teknik Yapı’daki her yorucu mesainin eşi ve çocuğu ile geçirdiği vakit ile son bulduğunu belirten Umut Durbakayım, en büyük hayalini oğlu Umutcan’ın da İnşaat Mühendisi olarak görmek olarak ifade ediyor.  Can’ın da aile geleneğini sürdürerek inşaat mühendisi olacağını belirtirken, gerekçesini “müteahhitlik bizim genlerimizde var” diyor.

    Müteahhitliği sadece bir meslek olarak tanımlamadığını belirten Umut Durbakayım, sık sık inşaat yapmanın bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Bu nedenle fırsat buldukça ailecek mevcut şantiyeleri dolaşıyor ve değerlendirmelerde bulunuyor. Diğer taraftan iş yoğunluğundan fırsat buldukça da yine ailesiyle birlikte yurtdışı seyahatleri yaparak dünya görüşlerini sıcak tutuyor. Dünyadaki gelişmeleri ve değişimleri inceleyerek, kendi projeleriyle karşılaştırıyor. Mutfağın kendileri için çok önemli olduğunu vurgularken, Türk kültüründe yaşantının büyük bölümünün mutfakta geçtiğine değiniyor. Çalışan ailelerin akşamları daha çok yemekte birbirini gördüğünü söylüyor. Eşiyle birlikte en keyif aldığı şeyin, akşamları birlikte yemek yapmak olduğunu ve akşam yemeklerini birlikte yapıp, mutfakta yediklerini anlatıyor.

    Para kazanmaya çivi düzelterek başladı

    Tamamen inşaatçı bir aile olmalarından dolayı doğduğundan beni inşaatların, sektörün içinde büyüdü. Çocukken en zevk aldığı şey, babasıyla birlikte inşaat sahalarına gitmek, ufak tefek sıva yapmak, harç karmaktı. Yaşı büyüdükçe, formenlikten şantiye şefliğine kadar inşaatın her safhasında çalıştı. Çocukken inşaata gittiği zamanlarda, harçla oynamayı severdi. Hatta babası inşaatta yalnız başına kalmasına izin vermezdi, bir kalfa veya ustayla bırakırdı. O da yalnız kalır kalmaz hemen eline küreği alır harç karıştırırdı. Öğrenciliği döneminde sürekli Teknik Yapı’da çalıştı. İlkokulda başlayan çivi düzeltme işinden; ilerleyen yıllarda duvar yapma ve harç karmaya kadar görevler aldı. Üniversite yıllarında ise yine Teknik Yapı şantiyelerinde formen, tekniker proje yöneticiliği yaptı. Amerika’dan döndükten sonra Teknik Yapı’da yöneticiliğe giriş yaptı. Bu dönemin ilk dört senesinde şantiyelerde çalıştı. Daha sonra işlerin büyümesiyle birlikte saha yöneticiliğinden kurumsal yöneticiliğe geçiş yaptı.

    “Çocukken inşaatlarımızda çivi düzelterek babamdan para alırdım” diyen Umut Durbakayım, okul yıllarından bir anısını anlatıyor: “Yine okul yıllarında küçük çocuklar 70–75 cm’lik küçük boruların içine pirinç koyar ve birbirlerine atarlardı. Bunlara tüf tüf derdik. Bir gün babamın inşaat malzemeleri satan mağazasındayken yine çocuklar elektrik borusu almak istediler. Büyüklerimiz bu isteği angarya olarak gördükleri için çocukları kovarlardı. Ben ise boş vakitlerimde ince elektrik borularını kesip hazırlayarak hatta bazılarının üzerine dürbüne benzer parçalar ekleyerek hazırlayıp satmaya karar verdim. Vitrine de ‘tüf tüf bulunur’ yazısı astım. Haftalık harçlığımdan fazla para kazanmıştım.”
    1+1 tipi daire kavramını Türkiye’ye getirdi

    Şimdilerde konut sektöründe revaçta olan 1+1 ve 2+1 daireleri master yapmak için gittiği Amerika’da gördü. Tek bir sitede tüm sosyal donatıların aynı çatıda olmasını da orada gördü. Dolayısıyla bazı mimari çizimleri orada kafasına kazıdı. Şu an Ataşehir Uphill Court projesine de o zamandan kalan izlenimlerinin ağırlığı çok oldu. Amerika’da edindiği farklı bakışın faydalarını Uphill Court Ataşehir ve Bahçeşehir projelerini hayata geçirirken gördü. Her iki projeyi oluştururken ortaya çıkan mühendislik ve mimari başarı, birçok yurtdışı firmanın benzer bir projeyi kendi ülkelerinde de yapmaları için teklifte bulunmalarını sağladı. Takiben Uplife Park, Uprise Elite, Upcity, Uptwins gibi projelerde yer alan dairelerin küçük ama çok amaçlı kullanıma uygun olarak planlanması da dünyadaki trendlerin Türkiye’deki başarılı uygulamaları olarak ortaya çıktı.

    İnşaat sektörünün sadece bina yapmak olmadığını gören Umut Durbakayım bir yandan yeni projelerin temelini atarken diğer yandan müşterilere dört dörtlük yaşam tarzı sunmak için ek iş kollarında yatırım yapmaya başladı. 2008’de Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük prekast cephe kaplaması üreten fabrikasını faaliyete geçirdi. Ardından daire sattığı müşterilerine güvenlik ve koşulsuz memnuniyet sağlamak amacıyla Teknik Güvenlik ve Aktif Yaşam isimlerindeki hizmet şirketlerini kurdu.

    Diğer taraftan gelecek nesil mühendislerin daha iyi bir eğitim almalarını önemli misyonlarından biri olarak gören Umut Durbakayım, meslek içi eğitimlere destek vererek bilgili, bilinçli ve duyarlı mühendis ve mimarların yetişmesine katkı sağlamaya çalışıyor. 2007-2008 ve 2009 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencileri tarafından verilen “Sektörde Yılın Firması Ödülleri” de bu çabalarının karşılıksız kalmadığını gösteriyor.
    En büyük şansı Nazmi Durbakayım’ın yanında yetişmek

    “Teknik Yapı çok büyük bir okul gibidir” diyen Umut Durbakayım, genç bir yönetici olarak en büyük şansının babası gibi bir inşaat mühendisinin yanında çalışmak olduğunu söylüyor. Üniversitelerde verilen pratik eğitimin halen çok az olduğunu belirtip, yapılan stajların ise imza karşılığı geçiştirildiğini anlatıyor. Yurtdışında, özellikle Amerika’da stajların çok fazla olduğunu ve çok önem verildiğine değinen Umut Durbakayım, okullarımızda pratiğe daha fazla yer verilmesi gerektiğini, çünkü üniversiteden mezun olmuş bir kişinin diplomasını eline aldıktan sonra artık bir mühendis nosyonuyla piyasaya çıktığını söylüyor. Arkasından tecrübe kavramının geldiğini söyleyerek, “Şantiyede görev yapacak olan mühendisler bir orkestra şefi gibidir. Şantiyede çalışan tüm personeli uyumlu ve iyi bir şekilde yönetmekle mükelleftir. Pratiği zayıf ve tecrübesi az olan kişi mutlaka yanlış enstrümanları öne çıkararak hatalar yapar. Bu nedenle Teknik Yapı’yı bir okul gibi görüyoruz.” diyor.



    Etiketler:betofiber yönetim kurulu başkanı umut durbakayım, teknik yapı başkan yardımcısı umut durbakayım, umut durbakayım, umut durbakayım kimdir






    © 2011 KonutProfesyonelleri - Her hakkı saklıdır.